HÜRRİYET

Facebook Takip edebilirsiniz

5 Haziran 2011 Pazar

Limited Şirketlerde Borçlardan dolayı takibat ve haciz

Limited Şirketlerde Borçlardan dolayı takibat ve haciz

LİMİTED ŞİRKETLERDE KANUNİ TEMSİLCİLERİN VE ORTAKLARIN KAMU BORÇLARI KARŞISINDAKİ SORUMLULUKLARI
Limited şirketlerin vergi ile ilgili mükellefiyetleri ve sorumlu sıfatıyla yapmak zorunda oldukları ödevler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8. ve 10. maddesine göre kanunî temsilcileri tarafından yerine getirilir.
Vergi Usul Kanunu’ndaki sorumluluk ve ödevlerin yanı sıra, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 35. ve mükerrer 35. maddelerinde, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının kanunî temsilcilerin mal varlıklarından, bu kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmü bulunmaktadır.
Tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin şahsi mal varlıklarından tahsil edilecektir.

LİMİTED ŞİRKETLERİN AMME BORÇLARI
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun  Madde 35- (4369 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle değişen madde, Yürürlük: 29.07.1998) Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
(5766 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen fıkra, Yürürlük: 06.06.2008) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

(5766 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen fıkra, Yürürlük: 06.06.2008) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”
Maddenin birinci fıkrası hükmüne göre, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulacaklardır.

Maddenin ikinci fıkrası gereğince, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait olan ve devir tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacaktır.
Buna göre, şirket ortağının payını devretmesi halinde, devreden ve devralan şahıslar, şirketin devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş borçlarından, Kanun’un 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Ancak bu sorumluluğa başvurulabilmesi için amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekmektedir.
Yine Kanun’un 35. maddenin üçüncü fıkrası gereğince, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacaklar ve Kanun’un 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında takip edileceklerdir. 

TTK’nın 540. maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları hükme bağlanmıştır. Böyle bir durumda ortaklar hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak takip; 35. madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında olmayacaktır. Ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, haklarındaki takip 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesine göre, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre yürütülecektir.

ŞAHIS BORCU İÇİN ŞİRKETTE HACİZ UYGULANABİLİLR Mİ?
TTK m.145: “Bir şirket devam ettiği müddetçe ortaklardan birinin şahsi alacaklıları, haklarını ancak şirketin bilânçosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilirler…”
Şahsi borçlar için şirket doğrdudan sorumlu olmaz . Ancak, Şahsi borçlar için borçlunun menkul gayrimenkul hak ve alacakları haczedilebilir. Bu nedenle borçlunun bir şirketteki hissesi de haklarından sayıldığından o şirketin hisseleri haczedilebilir ve menkul mallar gibi haczin kesinleşmesinden itibaren icra marifetiyle acık artırma sureti ile satılabilir.

Bu aşamada şirketin sahip olduğu mal veya haklar haczedilmez. Ancak o şirketten olan alacaklar (kar payı ve benzeri ) haczedilebilir.
Başka bir değişle hakedişler haczedilmez. ama o şirketin ortaklara dagıtacağı kara haciz uygulanabilir. ancak açık artırma ile şirket hisseleri satın alınınca şirketteki ortaklık hakları kalmayacaktır.
Konuyla ilgili örnek Yargıtay kararı
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 1966/9094
K. 1966/9225
T. 3.10.1966
• FESİH İSTEMİ ( Ticaret Şirketi Ortağının Kişisel Borcundan Dolayı )
• ORTAĞIN KİŞİSEL BORCUNDAN DOLAYI FESİH İSTEMİ ( Kendisine Düşecek Payın Haczi Amacıyla )
• BORÇLU ORTAĞA İLİŞKİN PAYIN HACZİ ( Şirketin Feshinin İstenmesi )
6762/m.145,520,518,521,522
2004/m.121

ÖZET : Borçlu ortağa düşecek hacizli paya ilişkin tutarın icra dairesine VERİLMESİ ZORUNLUDUR. Bir ticaret şirketi ortağının kişisel borcundan dolayı kendisine düşecek payın haczi amacıyla ( altı ay önceden haber vermek koşuluyla ), şirketin feshi istenebilir. Bu biçimde şirket tasfiyeye geçerse, tasfiye memurları, borçlu ortağa düşecek tasfiye payını icra dairesine vermek zorundadırlar.

DAVA : Alacaklı H.Ö. ile borçlu K.A`ya müteallik olmak üzere Ankara İcra Hakimliği`nden verilen 7.4.1966 tarih ve 966/1-169 sayılı Karar`ın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 15.8.1966 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR : Bir ticari şirketin devamı müddetince, ortaklardan birinin şahsi alacaklısı hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kar payından, şirket fesh olunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço tanzim edilmemişse alacaklı bilançosunun tanzimi neticesinde borçluya düşecek kar ve tasfiye payı üzerine ihtiyati haciz koydurabilir. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle anonim şirketlerde alacaklılarortağa ait hisse senetlerini haczettirebilir. Fakat, bu hüküm ancak tespit edilen hallere münhasır olup tevsi ve teşmil edilemez. Limited şirketlerde hisse senedi değil, sermaye payı söz konusudur. Sermaye payını gösterir şekilde tanzim edilecek senet hisse senetlerinde olduğu gibi kıymetli evrak vasfına haiz değildir Sadece ispat vesikası sayılır.
Ortaklardan birinin payını ihtayeten haczettirmiş olan alacaklı veya ortaklardan birinin iflası halinde iflas masası 6 ay önce ihbar etmek şartıyla limited şirketin feshini isteyebilir. Böyle bir ihbar sonunda şirket infisah ederek tasfiyeye geçerse tasfiye memurları, aleyhine takibat yapılan ortağa düşecek tasfiye payını iflas veya icra dairesine vermeye mecburdur ( TTK m. 145, 518, 520, 521, 522 )
Sermaye payına konulan ihtiyati haciz sebebiyle şirket emvalinin satılması mümkün olmayıp takibi yapan kişi yukarıda yazılı esaslar dairesinde şirketin feshini ihbar ve talep etmek hakkını haizdir.
SONUÇ : Varit olmayan temyiz itirazlarının reddiyle merci kararının İİK`nin 366 ve HUMK`nin 438 inci maddeleri uyarınca onanmasına, ayrıntıları aşağıda yazılı masrafların kararı temyiz edenden alınmasına 3.10.1966 gününde
KAMU BORÇLULARININ GEÇERSİZ SAYILAN İŞLEMLERİ
Kamu alacağı ilgili düzenlemeler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da (AATUHK) yer alıyor.
AATUHK'da, kamu alacaklarının korunması ve hileli yollarla tahsil olanağının ortadan kaldırılmasını önlemek üzere çeşitli hükümler yer alıyor. Bunlardan bir kısmı, kamu borçlularının yaptığı bazı işlemlerin geçersiz sayılmasına ilişkin.
GEÇERSİZ OLAN İŞLEMLER
Kapsama giren kamu borçlularının yapmış oldukları her türlü bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar geçersiz kabul ediliyor. Geçersiz işlemler bunlarla sınırlı değil. Kanunun uygulanması bakımından şu işlemler de bağışlama kabul ediliyor:
1- Üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlarıyla, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarruflar,
2- Kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler,
3- Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs yararına kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler.
GEÇERSİZLİK SÜRESİ
Belirttiğimiz kapsamda yer alan işlemlerin geçersizliği 'kayıtsız-şartsız' değil. Geçersiz sayılan işlemler bakımından kamu alacağının ödeme süresinin (vadesinin) başladığı tarih son derece önemli. AATUHK'ya göre, kamu alacağının ödeme süresinin başladığı tarihten başlamak üzere 'geriye doğru iki yıl' içinde yapılan işlemler geçersiz kabul ediliyor.

Yani, borcun ödeme süresinin başlama tarihinden geriye doğru 2 yıllık süreyi aşan tarihten önceki işlemler (örneğin, geriye doğru 3 yıl) bakımından ortada bir sorun bulunmuyor.
Geçersiz sayılan işlemler, geriye doğru süre bakımından 2 yılla sınırlandırılmış olmasına rağmen vadeden sonra gerçekleştirilen işlemler açısından süre söz konusu değil. Yani, borcun ödeme süre başladıktan sonra yapılan bu tür işlemler herhangi bir süreyle sınırlı olmaksızın geçersiz kabul ediliyor.
Ancak, AATUHK'da geçersiz sayılan işlemlere yönelik iptal davası açılması süreye bağlanmış durumda. Buna göre; geçersiz sayılan işlemlerin yapıldığı tarihin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra idare iptal davası açamıyor. Yani, kapsama giren işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçmesiyle işlem meşruluk kazanabiliyor.

LİMİTED ŞİRKETTE HİSSE HACZİ

Limited şirket hissesinin İİK 94 Maddesi uyarınca haczedilebileceği kabul edilmektedir. Ayrıca TK 522. maddesinde şirket hissesinin haczedilmesi halinde alacaklının fesih hakkı öngörülmüştür. Haciz İİK 94. Maddesi çerçevesinde konacaktır. Haczedilen limited şirket hissesinin paraya çevrilmesi TTK 522 ve 523 maddeleri dikkate alınarak yapılacaktır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 21.10.2005 T., Esas: 2005/15995, Karar: 2005/20550: "Limited şirkette ortağın kişisel alacaklısının ilk başvurabileceği mallar ortağın kişisel mallarıdır. Kişisel mallar yok veya alacaklı alacağının tamamını tahsil edememişse bu durumda, ortağın şirketteki kar payına başvurabilir ( TTK'nun 522. md. ). Limited şirketlerde kolektif şirketlerde olduğu gibi TTK' nun 169 ve 170. maddeleri uyarınca bilançoya göre saptanacak kar payı her yıl sonunda muaccel hale gelir. Bunun için alacaklı TTK' nun 191. maddesi uyarınca tasfiye sonucunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce ihbar etmek ve hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek koşulu ile ortaklığın feshini isteyebilir. Limited şirket diğer ticaret şirketlerinde olduğu gibi ortaklardan ayrı müstakil ve tüzel kişiliği olan bir varlıktır. Malları, alacakları, hakları ortaklara değil şirket tüzel kişiliğine aittir. Bu değerlerle şirket borçlarından birinci derecede sorumludur. Şirketin işlerini yürütmesi ve devamlılığı esastır. Bu sebeple, ortaklardan herhangi biri şirketin mal varlığı, gelirleri üzerinde mülkiyet iddiası ile bir hak ileri süremeyeceğinden şirket ortaklarının şahsi alacaklıları da böyle bir iddia ileri sürerek işlem yapılmasını isteyemezler. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında borçlu şirket ortağının şahsi borcu sebebiyle icra müdürlüğünce şirket alacağının üzerine haciz konulması isabetsiz olduğundan mahkemece şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir."
Yargıtay 19. HD, 24.09.2001 T., Esas: 2001/1947, Karar: 2001/5801:"…İİK.nun 89. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, borçlunun davacı Limited Şirketi'ndeki ortaklık payının İİK m.89 a göre haczi kabil olmayıp, ancak şirket ortağı ( borçluya ) isabet edecek kar payının haczinin mümkün olduğu görülmektedir.
Somut olayda dava dışı borçlunun, davacı şirketin ortağı olduğu ve 1998 yılı hesaplarına göre kendisine 1.081.108.415.TL kar payının isabet ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, İİK.nun 89. maddesi uyarınca sadece kar payına haciz konulabileceği gözetilerek, davanın kar payı miktarı yönünden reddi, kar payını aşan talep yönünden ise kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Limited Şirketlerde, şirket ortağının alacaklısı:
1- Ortağın şirketteki kar payının haczi ile alacağını kar payından tahsil edebilir.
TTK m.145: “Bir şirket devam ettiği müddetçe ortaklardan birinin şahsi alacaklıları, haklarını ancak şirketin bilânçosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilirler…” *Müvekkil şirkette kar payı alacağı varsa bunun icra dosyasına gönderilmesi gerekmektedir.
**Yoksa: “borçlunuz… in şirketimizde doğmuş kar payı alacağı bulunmamaktadır. Hacziniz şirket kayıtlarımıza işlenmiştir ” şeklinde cevap verilebilir.

2- Şirket tarafından ortağa bir ücret ödenmesi söz konusu ise bu ücretin haczi ile alacağını tahsil edebilir.
TTK m.144: “Kanunda aksine hüküm olmadıkça, ortakların koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki hizmetleri dolayısıyla kendilerine ücret verilmesi şirket mukavelesiyle kabul olunabilir.”
*Müvekkil şirketten ücret almakta olan bir ortağınız söz konusu ise ¼ ünün icra dosyasına yatırılması gerekmektedir (Yargıtayın, ücretin haczi için 89/1 gönderilebileceği yönünde kararları mevcuttur )
** Ücret alacağı olmayan bir ortak söz konusu ise ihbarnameye cevapta ayrıca belirtilmesine gerek yoktur.
3- Ortağın şirketteki payını (hissesini) haczettirebilir (İİK m.94). Fakat haczedilmiş olan, ortağa ait bu hisse: TTK m.522: “Ortaklardan birinin iflâsı halinde iflâs idaresi en az altı ay önce ihbar etmek şartıyla şirketin feshini isteyebilir. Ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklı da ayni hakka sahiptir…” şartları gerçekleşmeden cebri icra yoluyla satılamaz.

* Alacaklının, ortağın şirketteki payından alacağını tahsili için şirketin feshini istemesi ve böylece tasfiye payından tahsilat yapması gerekmektedir. Dolayısıyla haciz ihbarnamesine verilecek cevapta “haczin ortağın hissesine ve şirket pay defterine işlendiğinin” bildirilmesi yeterlidir

Limited Şirket Ortaklarının Hisse Haczinde İzlenecek Yöntem
Önce icrada talep açılır. Şirketin bağlı bulunduğu Ticaret Siciline müzekkere yazılır. Ticaret Sicilinden bir haciz kararı yazı cevabı alınır. Bu yazıya istinaden artık harç yatırmanız gerekiyor. Cevap yazısıyla birlikte icradan şirkete, hisselerin haczedildiğine ve bu durumun şirket defterlerine işlenmesini talebini de içeren bilgilendirme yazısı gönderilir. Daha sonra şirkete dönem sonu kar paylarının tarafınıza ödenmesi için veya borç ödenmediğinden dolayı şirketin feshinin istenebileceğinin muhtırası gönderilir
Yazan MuhasebeBilgisiCOM

twitter.com/vergivekanunla
http://vergikanunhaberleri.blogspot.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi