Facebook Takip edebilirsiniz

20 Eylül 2012 Perşembe

Emeklilikte yaş değişecek mi? / PROF. DR. CEM KILIÇ

Emeklilikte yaş değişecek mi?

İnsanların yaşam süresi uzadıkça, işgücü piyasası ve sosyal güvenlik sistemleri açısından finansal durumun ne olacağı sorusu daha çok sorulur hale geldi. Sağlık sektöründeki gelişmeler, yaşam kalitesinin artması gibi durumlar özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, ortalama yaşam süresini ve yaşam beklentisini yükseltiyor.

Gelişmiş ülkelerde yaşlılık konusu sosyal güvenliği zorluyor
Bu anlamda Avrupa'da büyük bir sorun var. Ortalama yaşam süresi uzarken, nüfus artış hızı çok düşük seviyede. Dolayısıyla, yaşlı nüfusu finanse edebilecek bir genç nüfus yok. Almanya'da, geçen yıl son 40 yılın en düşük nüfus artış hızı kaydedildi. Belçika, Fransa ve İskandinav ülkelerinde de durum pek farklı değil. Yaşlanan nüfusa bakmak zorunda kalan sınırlı genç işgücü, sosyal güvenlik sistemlerini finanse etmekte zorlanıyor. Bu nedenle Kıta Avrupa'sı ülkelerinde çok gelişmiş sosyal güvenlik ödemeleri ve yardımları tartışılır durumda. Birçok AB ülkesinde sosyal yardımlar yüzde 30 - 35 aralığında kesintiye uğradı.
Asya'nın gelişmiş ve yükselen ekonomilerinde de, Avrupa ülkelerine benzer bir durum var. Örnek olarak; Japonya dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip ülke. Bu ülkede nüfusun %22'si 65 yaş ve üstü kişilerden oluşmakta. Çin'in çalışan nüfusunun da önümüzdeki on yıl içerisinde düşmesi bekleniyor.

Avrupa'da 65 yaş ve üstü kişilerin çalışan nüfus içerisindeki oranı gelecek on yılda 2 kat artacak
Uluslararası Sosyal Güvenlik Derneği'ne göre Avrupa'da 65 yaş ve üstü kişilerin çalışan nüfus içerisindeki oranı gelecek on yılda 2 kat, Asya'da ise 3 kat artış gösterecek. Bu trend, sosyal güvenlik sistemlerinde özellikle emeklilik yaşını temel alan reformlara ihtiyaç olduğunu gösterecek.
Ortalama yaşam beklentisinin artış göstermesi, bireylerin sosyal güvenlik sistemi içerisinde prim ödeyerek geçirdikleri süreler ile emeklilik sonrası aylık aldıkları sürelerin arasında büyük bir fark doğmasına neden oluyor. Yani aktif sigortalılık sonrası pasif sigortalılık süresinin uzaması söz konusu. İki süre arasında orantısızlık olunca da emeklilik yaşının yükseltilmesi meselesi ülkelerin gündemine giriyor.
Yaşlanma etkisinin dışında, işsizliğin artış göstermesi, istihdam imkânlarının daralması gibi faktörler nedeniyle de, daha az kişi çalışıp prim öderken, daha çok kişi daha uzun sürelerle sosyal güvenlik veya sosyal yardım sistemlerinin yardım veya ödenek alanlar tarafında yer alıyor. Bu durum sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemlerinin finansal açıdan sürdürülebilirliğini zorlayan bir unsur haline geliyor.

Türkiye örnek olacak
Bu reformları yapacak ülkeler, yakın zamanda yaş konusunda önemli sınırlar çizen Türkiye, Polonya, Kore ve Kolombiya'daki gibi emeklilik yaşı ile oynamak durumunda kalacak.

Peki, Türkiye bu anlamda fazladan bir şeyler yapacak mı?
Son günlerde yazılı ve görsel basında emeklilik yaşının daha da yükseleceğine yönelik haberler yer alıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde kazanılmış haklar çerçevesinde hala daha 38 - 40'lı yaşlarda emekli olunduğu tezinden hareketle, yeni bir düzenleme yapılacağı balonu ortaya atılıyor. Hatta hükümetin bu konuda hazırlıklara giriştiği de iddia edilmekte. Ancak bu bilgiler gerçeği yansıtmıyor. Türkiye zaten yakın zamanda emeklilik yaşı konusunda önemli bir adım attı ve yaş sınırını yukarı çekti.
Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun, emeklilik yaşı konusunda kademeli bir geçiş getirdi. Şu an çalışanlar, gelen bu düzenlemeden çok etkilenmedi. Ancak kadınlar için 58, erkekler için 60 olan yaş sınırı kademeli olarak 65 yaşa çekildi. 2035 yılından sonra çalışma hayatına girecekler için 65 yaş hem kadınlar hem de erkekler için sınır oldu. Son günlerde kademeli geçiş süresinin kısalabileceği konusu tartışılıyor, ancak bu konuda da SGK'nın yaptığı herhangi bir çalışma bulunmuyor.

Türkiye'de, 1960 yılında yaşam beklentisi süresi 49 yıl iken 2011 yılında bu süre 73 yıl
Aslında, Türkiye'de de giderek yaşlanan bir nüfus var. Hatta bu konuda Japonya Sağlık Bakanlığı'nın yükselen ekonomiler üzerine yaptığı bir çalışmanın sonuçlarına göre, Türkiye 2035 yılından sonra "nüfusu yaşlı ülkeler" grubuna girecek.
Ancak Türkiye nüfusu şu anda halen genç, ve yaşlanmak için önümüzde yaklaşık 20 yıllık bir süre var. Durum böyleyken, yani halen genç nüfus yapısına sahipken, yapılması gereken daha fazla sayıda çalışanı sosyal güvenlik şemsiyesi altına sokmak.
Son verilere göre, şu anda sosyal güvenlik sistemi içerisinde 18 milyon 514 bin aktif sigortalı, buna karşılık 10 milyon 227 bin pasif sigortalı, yani çalışma yaşamının dışına çıkmış emekli bulunuyor. Aktif pasif oranı da 1.44.

Aktif/pasif oranında aslında olması gereken 4 ya da 3 çalışana 1 emeklinin düşmesi. Ancak son rakamlara göre görüyoruz ki, 1.44 çalışana 1 pasif sigortalı düşüyor. İşte bu oran oldukça endişe verici.
Bu oranı olması gereken noktaya çekmek için daha fazla istihdamı kayıtlı hale getirmek, yani sigorta altına almak çok önemli. Yoksa yaşla oynayarak, daha geç yaşlarda emekliliği savunarak sonuç alınması mümkün değil. Zaten hâlihazırda kabul edilen yaş sınırı gelişmiş ülke örneklerine yakın. Bu nedenle yaşla oynamak doğru olmaz. Zaten, şu anda SGK da oynamak niyetinde değil...

PROF. DR. CEM KILIÇ

http://www.dunya.com/emeklilikte-yas-degisecek-mi-149620yy.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi