Facebook Takip edebilirsiniz

5 Ekim 2012 Cuma

Emekli Aylıklarına Vergi ve Diğer Borçlar Nedeniyle Haciz Uygulamasında Yapılması Gerekenler

Emekli Aylıklarına Vergi ve Diğer Borçlar Nedeniyle Haciz Uygulamasında Yapılması Gerekenler

I- GİRİŞ

“Borç yiğidin kamçısıdır” düsturunun ülkemizde revaç bulan bir ilke olması, yakın geçmişte bankalarca bolca ve ısrarla dağıtılan kredi kartlarının karasında kullanılmaması çok sayıda borçlu vatandaş ortaya çıkmasına neden olmuş bulunmaktadır. Bu borçlar ödenemeyince de kaçınılmaz olarak haciz işlemi gündeme gelmekte ve sıkıntı daha da büyümektedir. İşte bu haciz olaylarında önce yasa koyucu ve sonra da yargı erki emekli aylıklarını tabiri caizse “Bıçağın dayandığı kemik” olarak kabulünü öngörmüşler, korumaya almışlardır. Hakikaten de uygulanan emekli aylığı bağlama sistemi nedeniyle reel olarak azalma eğilimindeki emekli aylıkları yahut gelirler çalışma yaşamının dışında kalmış emeklilerin asgari ihtiyaçları için dahi tatmin edici seviyenin maalesef uzağında uzak bulunmaktadır. Bu koruma İcra dairelerinin önünü kesmekle birlikte vergi daireleri de zaman zaman “Ya tutarsa hesabıyla” hukuksuz haciz uygulaması yapabilmektedir. Yazımızın konusu işte emekli aylıklarına ilişkin haciz uygulaması ile bu konudaki hakların hatırlatılmasıdır. www.ozdogrular.com

II- EMEKLİ AYLIKLARINA HACZİN HUKUKİ DURUMU

Hemen belirtelim ki 5510 sayılı Kanun([1]) gereğince SGK’ca bağlanan gelir, aylık ve ödeneklerin; SGK’nın aynı Kanun’un 88. maddesine göre takibi gereken kendi her türlü prim, işsizlik sigortası primi yersiz ödemeden doğan alacakları gibi diğer alacakları ile nafaka borçları dışında haczedilmesi mümkün bulunmamaktadır.

5510 sayılı Kanun’a kapsamında bağlanan ve haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakatinin bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından ta baştan reddedilmesi gerekmektedir.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi aynı Kanun kapsamında bağlanmış emekli aylığı, gelir ve ödeneklerin SGK’nın tahsili gereken kendi prim v.b. alacakları ile nafaka borçları dışında haczedilmesine engel olduğu için, borçlunun muvafakati olmaksızın haczi yasaklanmasına karşın 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık alan eski Emekli Sandığı iştirakçilerinin aylıkları ise bu Kanun’da emekli aylıklarının haczine ilişkin bir engel olmadığı gerekçesiyle haczedilebilmekteydi.

Hakikaten de 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu’nda([2]) emekli aylıklarının haczini engelleyici bir hüküm bulunmamakla birlikte bir de 5510 sayılı Kanun’da 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklar birçok bakımdan ayrı tutulmaktaydı. Nitekim 5510 sayılı Kanun’un Ekim 2008 ayından önce Emekli Sandığı emeklisi veya yine Ekim 2008 öncesi iştirakçi Ekim 2008’den sonra 4/c sigortalılığından emekli olmuş olanlar için düzenlenen geçici 4. maddesinde “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır  (…) Bu Kanun’da aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” denilmekteydi. www.ozdogrular.com

Bu durumda Emekli Sandığı emekli aylıkları 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun([3]) “Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hâsılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.” hükmünü amir 83. maddesi etkisinde kalarak kısmen haczi caiz kılınmış oluyordu.

Oysa bu Kanun’a nazaran özel kanun niteliğindeki 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesindeki yasaklayıcı hüküm emekli maaşlarının haczini SSK, Bağ-Kur ve özel banka emekli aylıkları ile sınırlı olarak engellemekteydi. Zira 5510 sayılı Kanun’dan önce SSK sigortalıları ile özel banka ve sigorta sandıkları iştirakçilerine uygulanan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu[4] ile bağımsız çalışanlara uygulanan 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu([5])’da emekli aylıklarına haczi yasaklayıcı hüküm içermekte idiler.

Gelinen noktada icra müdürlükleri de bir emekli aylığı haczi söz konusu olduğunda “SSK mı Bağ-Kur mu Emekli Sandığı mı” ya da yeni adıyla “4/a mı 4/b mi 4/c mi” sorusunu sormakta, T.C. Emekli Sandığı aylığı yahut 4/c sigortalılığı aylığı ise muvafakat aranmaksızın haczi gerçekleştirmeye girişmektedirler.

Bu durumda bağlanmasına kaynak teşkil eden kanunun farklı olması nedeniyle diğer emekli aylıklarından farklı olarak kısmen haczi caiz görülen emekli memur aylıklarına özgü bu sıkıntı yargıya intikal etmiş ve yargı erki bu konuyu olması gereken mecraya yöneltmiş bulunmaktadır.

Halk Bankası’nın çalışanların maaşlarına haciz konabilirken emekli aylıklarına haciz konmasında 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesindeki “Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir” biçimindeki yasaklayıcı hükümlerinin iptali amacıyla açtığı bir davada mahkeme konuyu Anayasa Mahkemesi ‘ne iletmiş ve Yüksek Mahkeme 2009/19 Esas ve 2011/4 Karar sayılı kararı’nda([6]) bahse konu cümlelerde vurgulanan haciz yasağının Anayasa’ya aykırı olmadığına çalışan maaşıyla emekli maaşının bir tutulamayacağına karar vermiştir.

Yargıya intikal eden Emekli Sandığı emekli aylığının haczi olayında ise Yargıtay “5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu`nun Geçici 1, 2, 4. maddelerine göre, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu`na tabi olanların bu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının a, b, c bentleri kapsamında sigortalı olarak kabul edileceğinin belirtildiği dikkate alındığında, Emekli Sandığı’ndan emekli maaşı alanlara da, 5510 Sayılı Yasanın maaşın haczedilemeyeceğine ilişkin 93. madde hükmünün uygulanması gerekir. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa maddesi uyarınca gelir, aylık ve ödenekler borçlunun muvafakati bulunmadıkça nafaka dışında haczedilemez” hükmünü verdiği kararı[7] ile aynı istikametteki diğer kararlarında([8]) da 5510 sayılı Kanun’daki emekli aylıklarına haczi engelleyici nitelikteki hükmü teşmil ederek 5434 sayılı Kanun kapsamında alınan emekli memur aylıklarını da kapsayacak biçimde genişletmiş bulunmaktadır.

Bu kararla artık T.C.Emekli Sandığı emeklileri ile Ekim 2008 ayından önce memuriyete girerek bilahare 4/c sigortalılığından emekli olacakların emekli aylıkları hakkında da muvafakat aranmaksızın haciz uygulanması durumunda yargı yoluna başvuranların bu haczi engelleme imkânları ortaya çıkabilecektir. www.ozdogrular.com

Elbette bu içtihadın yürütme organları tarafından uygulanması amacıyla bir prosedürün işletilmesi gerekmektedir. Yani 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bağlanmış emekli aylıklarına haciz uygulamasına önce icra dairesi nezdinde itiraz etmek, olumsuz cevap alınması halinde ise söz konusu haczin kaldırılması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemelerine müracaat etmek gerekecektir.

İtiraz yahut şikâyette geç kalmamak da birey yararına bir tutum olmaktadır. Zira icra dairesi aracılığıyla yapılan hacizlerde şikâyet tarihinden önceki kesintileri de almak mümkün ise de salt kesintiyi durdurmak önceden kesilmiş tüm tutarı almaya yetmemektedir. Nitekim Yüksek Mahkeme’nin “İcra mahkemesi, maaş üzerindeki haczin kaldırılmasına ve şikâyetten önce yapılan kesintilerin de iadesine karar vermiştir. Haczedilmezlik şikâyetinden önceki kesintiler genel mahkemede açılacak istirdat davası ile geri istenebilir. Yapılan kesintilerin iadesi yönündeki karar isabetsizdir” biçimindeki kararından[9] da görüleceği üzere yeniden yargı yoluna başvurmak icap etmektedir. www.ozdogrular.com

III- VERGİ BORÇLARI NEDENİYLE EMEKLİ AYLIĞI HACZİ UYGULAMASI

Emekli maaşlarına haciz uygulamasında sıkıntı doğuran bir başka husus da vergi borçları nedeniyle vergi dairelerinin e-haciz koymasıdır. 2004 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun birlikte incelendiğinde icra daireleri dışında uygulanan bu tür haczin de yasal mesnedi bulunmadığı ortaya çıkmaktadır. Zira vergi borçlarını ne SGK’nın alacakları sınıfında ne de nafaka sınıfında saymak kabil bulunmamaktadır. Nitekim e-haciz uygulayan vergi idaresine maaş alınan banka ve hesap numarasının da belirtilmiş olduğu bir dilekçe ile bizzat veya vekil sıfatıyla itiraz edilmesi halinde bankaca konulan bloke kaldırılmaktadır. www.ozdogrular.com

Vergi Dairesinin elektronik haciz uygulayarak kestiği maaşları geri almada bir zaman aşımı süresi de bulunmamaktadır. Sözgelimi 1 yıl boyunca uygulanan haciz yoluyla kesilen bu paralara 1 yıl sonra da itiraz mümkün bulunmakta ve hatta talep halinde 1 yılda haczedilen miktar da toptan geri alınabilmektedir.

Vergi Dairesi aracılığıyla haciz işlemine ilişkin ihtilafların çözüm mercii İcra daireleri ve icra mahkemeleri değil, vergi mahkemeleri olmaktadır. Kaldı ki bu tür haczi uygulayan da icra daireleri olmamaktadır. Nitekim Yargıtay da “Borçlunun emekli maaşının haczedilemeyeceği şikâyeti ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece 5510 sayılı Yasa’nın 93. maddesi gereğince vergi dairesince emekli maaşına konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Somut olayda, icra ve iflas dairesince yapılan bir işlemin bulunmadığı, borçlunun emekli maaşı üzerine Kozan Vergi Dairesince haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Vergi Dairesince konulan haciz idari nitelikte olup, anlaşmazlığın çözümü vergi mahkemelerinin görevine gireceğinden şikâyetin yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece işin esasının incelenerek şikâyetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”([10]) hükmünü verdiği güncel bir kararında da bu hususa işaret etmektedir. www.ozdogrular.com

IV- SONUÇ

İster SSK ister Bağ-Kur ve isterse 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bağlanmış memur emekli aylığı olsun, söz konusu aylık ister 1 Ekim 2008’den önce ister 1 Ekim 2008 tarihinden sonra bağlanmış olsun emekli aylıklarına muvafakatsiz haciz uygulanması caiz bulunmamaktadır. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bağlanmış emekli aylıklarına haciz uygulamasının kaldırılması isteniyorsa önce icra dairesi nezdinde itiraz etmek, olumsuz cevap sonrasında da Asliye Hukuk Mahkemelerine müracaat etmek gerekmektedir. Vergi borcu nedeniyle konmuş hacizlerde de bu defa önce vergi dairesi nezdinde itiraz etmeli ve yine olumsuz cevap halinde bu defa kaldırılması amacıyla Vergi Mahkemelerine müracaat etmek gerekmektedir.

Şevket TEZEL*

E-Yaklaşım

 

http://www.ozdogrular.com/content/view/20266/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi