Facebook Takip edebilirsiniz

21 Kasım 2012 Çarşamba

Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Yönetim Kurulu Üyelerinin Bilgi Alma, Bilgi Verme ve İnceleme Hakkı

Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Yönetim Kurulu Üyelerinin Bilgi Alma, Bilgi Verme ve İnceleme Hakkı


I- GİRİŞ


Ülkemizdeki ticaret hayatına ilişkin esasları düzenleyen 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu, bazı hükümleri 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramak suretiyle Temmuz ayı başından itibaren yürürlüğe girmiştir.


Yeni Yasa’da mülga 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu’na nazaran yönetim kurulu üyelerinin bilgi edinme inceleme hakları oldukça genişletilmiş ve detaylı biçimde ele alınmış; eski Yasa’da 331. maddede yer bulan düzenleme, yeni Yasa’nın 392. maddesinde “Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı” başlığı ile hüküm altına alınmıştır.


II- ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN BİLGİ ALMA, BİLGİ VERME VE İNCELEMELERDE BULUNMA HAKKI


Bahsi geçen maddede, öncelikle her yönetim kurulu üyesinin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebileceği, soru sorabileceği, sorularının cevapsız bırakılamayacağı ve inceleme yapabileceği şeklinde genel bir çerçeve çizilmiştir. Devamda, bir yönetim kurulu üyesinin istediği herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirilmesi, kurulca veya üyelerce incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınmasının reddedilemeyeceği belirtilmiştir. Yönetim kurulu üyesinin bu yöndeki taleplerinin reddedilmesi halinde ise bu maddenin dördüncü fıkra hükmünün uygulanacağı ifade edilmiştir.


Buradaki yollama yapılan dördüncü fıkrada, yönetim kurulu başkanının, üyenin bilgi alma ve inceleme hakkını reddetmesi durumunda konunun iki gün içinde yönetim kuruluna getirileceği, kurulun toplanamaması veya istemi reddetmesi halinde üyenin şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Hemen bu noktada, talepte bulunan yöneticinin bu talebinin görüşülmesi esnasında toplantıda oy kullanıp kullanamayacağı sorusu doğmaktadır. Ancak, yönetim kurulu üyelerinin şirket dışı kişisel menfaatleriyle ilgili durumlarda oy hakkından mahrum olduğu düşünüldüğünde (5102 sayılı yeni TTK md. 393), kişisel bir sorundan kaynaklanmadığı açık olan bu gibi durumlarda, ilgili üyenin müzakerelere katılması ve oyunu kullanmasında bir uygunsuzluk bulunmadığı düşünülmektedir.


Diğer taraftan, yönetim kuruluna bilgi alma, soru sorma ve inceleme hakkı tanındığı gibi, tüm yönetici ve üyelerin kurula bilgi verme sorumluluğu da bulunmaktadır. Bu husus, 392. maddenin 2. fıkrasında da açıkça zikredilmiştir. Belirtilen bölümde, yönetim kurulu toplantılarında yönetim kurulunun tüm üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komitelerin de bilgi verme yükümlülüğü altında bulundukları ifade edilmiştir. Dolayısıyla, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, şirketin ticari mümessilleri, vekilleri, seyyar tüccar yardımcıları da bilgi vermekle yükümlü olup, aksine hareket iş sözleşmesinin feshini gerektirecektir. Şirkete bağlı olmayan acentalar ve diğer aracı kurumların bilgi vermemesinin sonuçlarını ise şirket ile aralarındaki sözleşme belirleyecektir.


Belirtmek gerekir ki, yönetim kurulu üyeleri madde kapsamındaki bilgi alma ve inceleme haklarını sadece yönetim kurulu toplantıları esnasında ve toplantılar vasıtasıyla kullanabileceklerdir. Bununla birlikte, yönetim kurulu üyeleri yönetim kurulu toplantıları dışında ancak başkanın iznini almak koşuluyla şirket işleri ile ilgili bilgi alabileceklerdir. Üyeler inceleme haklarını ise görevlerinin gerektirmesi halinde ve yine başkanın iznini almak suretiyle kullanabilecekler, başkanın bu yöndeki talebi reddetmesi halinde ise, talepte bulunan üye öncelikle konuyu yönetim kuruluna getirecek, kurul toplanamaz veya istemi reddeder ise mahkemeye başvurabilecektir. Düzenlemede, üyelerin taleplerinin ne şekilde yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve madde gerekçesinde de taleplerin bir şekle tabi olmadığı açıkça belirtildiğinden dolayı, üyenin talebini yazılı olarak yapmak zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, talebin reddedilmesinin de söz konusu olabileceği dikkate alınarak, yargı zemininde ispatı kolaylaştırıcı olması bakımından, bu tür isteklerin belgelendirilmesinde yarar olabileceği de gözden kaçırılmamalıdır.


Buraya kadar belirttiğimiz hükümlerden, yasa koyucunun yönetim kurulu üyelerinin bilgi alma ve inceleme yapma hakkını öncelikle -bilgi paylaşımında şeffaflığı sağlamak bakımından- kurul toplantıları vasıtasıyla gerçekleştirmelerini arzu ettiği, ancak, bunun dışında bilgi edinilmesini yönetim kurulu başkanının iznine, inceleme yapılmasını ise konunun talepte bulunan üyenin görevi ile ilgili olmasına ve yine başkanın iznine bağladığı, böylece, üyelerin bu haklarını kurul toplantıları dışında da kullanmalarına imkan vermekle birlikte, bu yetkilerini keyfi olarak kullanmalarını da önlemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.


Diğer taraftan, yeni yasada bilgi alma ve inceleme hakkı ile ilgili olarak yönetim kurulu başkanı ile üyeler arasında bir ayırım yapılmamış; başkanın toplantılar haricinde bilgi edinme hakkını kullanması için kurulun iznini şart koşmuştur. Maddenin 5. fıkrasında, başkanın kurulun iznini almaksızın yönetim kurulu toplantıları dışında bilgi alamayacağı, şirket defter ve dosyalarını inceleyemeyeceği; başkanın bu yöndeki talebinin kurulca reddedilmesi halinde dördüncü fıkrada belirtildiği şekilde mahkemeye başvurarak durumu yargı zeminine taşıyabileceği açıkça düzenlenmiştir.


Dolayısıyla, şirket işleri ile ilgili bilgi alma/incelemelerde bulunma noktasında yönetim kurulu başkanının diğer üyelere nazaran bir üstünlüğü, farklılığı veya daha geniş bir yetkisinden söz etmek mümkün değildir.


Yönetim Kurulu’nun bu maddeden doğan haklarının kısıtlanamayacağı veya kaldırılamayacağı maddenin 6. fıkrasında ifade edilmiş, aksine, üyelerin bilgi alma haklarının anasözleşme ile daha da genişletilebileceği vurgulanmıştır. Böylece yeni Ticaret Kanunu’na göre yönetim kurulu üyelerinin bilgi alma/inceleme haklarını kısıtlayıcı ve ortadan kaldırıcı her türlü karar, sözleşme ve işlem batıl olacak, yani hüküm ifade etmeyecektir. Zira düzenleme emredici ve kesin açık bir Yasa hükmüne bağlanmıştır.


Maddenin son fıkrasında, her yönetim kurulu üyesinin başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebileceği belirtilerek, bu konuda aynı düzenlemeyi içeren eski Yasa’nın 331. maddesinin ikinci fıkrası aynen korunmuştur.


III- SONUÇ


Özetle; yeni Ticaret Yasası’nın 392. maddesinin irdelenmesi sonucunda;


● Doğru ve yeterli bilgilendirilen yöneticinin daha sağlıklı yönetim gerçekleştireceği düşüncesinden hareketle yeni Ticaret Kanunu ile anonim şirket yöneticilerine şirket evrak ve kayıtları üzerinde geniş bilgi alma/incelemelerde bulunma hakkı sağlandığı gibi her üye ve çalışana da talep edildiğinde bilgi verme yükümlülüğü getirildiği;


● Bilgi verme yükümlülüğü altında olanların verecekleri cevapların da istenileni karşılar ve amaca uygun nitelikte olması gerektiği,


● Üyelerin bu haklarını öncelikle kurul toplantıları vasıtasıyla kullanabilecekleri,


● Kurul haricinde bilgi almak isteyen üyelerin başkanın iznini; başkanın ise kurulun iznini alması gerektiği,


● Kurul dışında inceleme yapmak isteyen üyelerin ise görevlerinin bu incelemeyi gerektirmesi koşuluyla yine başkanın iznini alması gerektiği,


● Bilgi alma/inceleme yapma talebi reddedilen başkan ve üyelerin konuyu iki gün içinde kurula getirebileceği, kurulun toplanamaması veya talebi reddetmesi halinde talep sahibinin mahkemeye gidebileceği,


● Yöneticilerin bu haklarının hiçbir şekilde kısıtlanamayacağı veya ortadan kaldırılamayacağı


anlaşılmaktadır.


Özdem SATICI TOPRAK*
Yaklaşım / Ekim 2012 / Sayı: 238


kaynak http://www.ozdogrular.com/content/view/20601/




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi