Facebook Takip edebilirsiniz

14 Aralık 2012 Cuma

Kırk katır mı, kırk satır mı? / Osman ARIOĞLU

 

Kırk katır mı, kırk satır mı?



Türkiye'de büyüme ve cari açık arasındaki ilişkiye bakınca durumumuz 'Kırk katır mı, kırk satır mı' özdeyişini hatırlatıyor.

 


Tarihsel sürece baktığımızda, aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, büyümenin yükseldiği yıllarda genel olarak cari açığımız yükselmiş, büyümenin düştüğü yıllarda azalmış. Ama bu ilişki hiçbir zaman tam doğrusal bir görüntüde olmamış.

Yıllara göre cari açık büyüme ilişkisi

Tablodan da görüleceği üzere 2002-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranlarına karşılık makul sayılabilecek oranlarda cari açıkla devam etmişiz. Dünya ekonomik krizinin Türkiye'ye etkisinin görülmeye başlandığı 2008 yılında çok düşük büyümeye rağmen cari açıkta fazlaca bir oynama olmamış, takip eden 2009 yılında ise önemli oranda negatif büyüme yani ekonomide küçülme olmasına karşılık cari açık azalmış ama yine devam etmiş.

Sonraki yıllarda ise büyüme ile kısmen doğru orantılı seyretmiş ama oransal anlamda tam bir paralellik sağlanamamış. Ancak yüksek büyüme yıllarında cari açığın hızla yükselme eğilimine girdiğini söyleyebiliriz.
Bu tabloya bakarak ne kadarlık bir büyüme, cari açıkta ne kadar artışa tekabül ediyor diye bir hesaplama yapmak çok kolay değil.

Böyle bir hesaplama sonucu bulunan değer de fazlaca gerçekle bağdaşmayabilecektir. Net olan bir şey var, o da kayda değer bir yapısal değişim gerçekleştirilmedikçe yüksek büyüme dönemlerinde cari açıkta tehlikeli sayılacak bölgelere gelen bir artış oluyor. Aynı şekilde büyümede anlamlı bir düşüş yaşandığında yani %2'nin altına inildiğinde cari açığın kapanma sürati de artıyor. Ancak bu artış tam büyümeye paralel değil biraz gecikmeyle devam ediyor denilebilir. Zaten Orta Vadeli Program'da büyümenin %5 öngörülmesinin altında da sürdürülebilir sayılacak %7 civarında bir cari açık ile devam edilebilme amacı var.

Beklenti yönetimi

Peki neden bu hesap tutmuyor? Ya öngörülenden daha fazla büyüyor ve daha fazla cari açık veriliyor ya da tersini yapmaya çalıştığımızda öngörülen büyüme hedefi yakalanamıyor. Bu sorunun cevabı net olarak verilebilse zaten bu sapmalar yaşanmaz demek en kestirme yol. O zaman da, peki daha keskin bir hesaplama yapılamaz mı diye ilave bir soru geliyor. Burada sapmayı yaratan beklentilerdeki değişimin değişkenlik göstermesidir.

Beklentileri daha iyi yönetmek ise işin en zor tarafı. Çünkü beklentiler sadece ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası'nın aldığı kararlardan değil, aynı zamanda dış konjonktürdeki değişmelerden ve içeride ortaya çıkan olağanüstü gelişmelerden de etkileniyor. Bu nedenle sapmalar yaşanabiliyor. Suriye krizinin beklenenden uzun sürmesi ve artan terör olayları üçüncü çeyrek büyümesinin beklenenden daha düşük gelmesinde önemli etken olmuştur. Aslında açıklanan rakamlarının sektörel analizine girildiğinde, son çeyrekte büyümede ivmenin yükselmeye başladığının emareleri görülmektedir.

Yıllar GSYH büyümesi % Cari açık %

2002 6,2 -0,3
2003 5,3 -2,5
2004 9,4 -3,7
2005 8,4 -4,6
2006 6,9 -6,1
2007 4,7 -5,9
2008 0,7 -5,6
2009 -4,8 -2,2
2010 9,2 -6,4
2011 8,5 -9,9
2012 3. çeyrek 2,6 -7,1


Osman ARIOĞLU



http://ekonomi.bugun.com.tr/kirk-katir-mi-kirk-satir-mi-yazisi-215446

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi