Facebook Takip edebilirsiniz

5 Ağustos 2014 Salı

KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER HUSUSU

KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDER HUSUSU
 
Kazancın elde edilmesiyle ilişkili olmayan, işletme sahibinin ve ortaklarının veya yöneticilerinin şahsi ve ailevi harcamaları, işletme yöneticilerinin kusurlarından kaynaklı ödenen tazminatlar, cezalar, gecikme zamları ve faizler kanunen kabul edilmeyen gider olup safi kazanç tespitinde gider olarak indirim konusu yapılamamaktadır.

 
Ticari veya kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmeyen ödemeler, Gelir Vergisi Kanununun 41. Maddesinde ve Kurumlar Vergisi Kanununun 11. Maddesinde açıklanmıştır. Çeşitli kanunlarda yer alan hükümlerden doğan kanunen kabul edilmeyen giderler de mevcuttur.  
 
Türk Vergi Kanunlarına göre Safi kazanç tespit edilirken gider olarak indirim konusuna giren ve girmeyen işlemler aşağıdaki belirtilmiştir
 
SAFİ KAZANCIN TESPİTİNDE İNDİRİLMESİ KABUL EDİLMEYEN GİDERLER
 
1-) Gelir Vergisi Kanununun 41. Maddesine Göre İndirilemeyecek Giderler
 
.1.  Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler (Aynen alınan değerler emsal bedeli ile değerlenerek teşebbüs sahibinin çektiklerine ilave olunur.),
2.  Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar,
 
3.  Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler,
 
4.  Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler,
 
5.   Bu fıkranın 1 ila 4 numaralı bentlerinde yazılı olan işlemler hariç olmak üzere, teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır.
 
Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dâhil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır.
Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.
 
İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü uygulanır.
 
6. Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar (Akitlerde ceza şartlı olarak derpiş edilen tazminatlar, cezai mahiyette tazminat sayılmaz.)
 
7. Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50′si (Bakanlar Kurulu, bu oranı % 100′e kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.)
 
8.  Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan, yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları,
 
9.  Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
 
2-) Gelir Vergisi Kanununun 90. Maddesine Göre İndirilemeyecek Giderler
 
Gelir Vergisi Kanunu'nun "Matrahtan ve Gelir Unsurlarından İndirilemeyecek Giderler" başlıklı 90′ıncı maddesi hükmüne göre de; gelir vergisi ile diğer şahsi vergiler ve her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler gelir vergisi matrahından ve gelir unsurlarından indirilemez.
 
3-)  Kurumlar Vergisi Kanununun 11. Maddesine Göre Kabul edilmeyen indirimler
 
Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması kabul edilmez:
 
a. Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler.
 
b. Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler.
 
c. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar.
 
ç. Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler (Türk Ticaret Kanununa, kurumların kuruluş kanunlarına, tüzüklerine, ana statülerine veya sözleşmelerine göre safi kazançlardan ayırdıkları tüm yedek akçeler ile Bankacılık Kanununa göre bankaların ayırdıkları genel karşılıklar dahil).
 
d. Bu Kanuna göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri.
 
e. Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak kaydıyla, menkul kıymetlerin itibari değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler.
 
f. Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları.
g. Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri.
 
h. Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.
ı. Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50′si (1). Bakanlar Kurulu bu oranı % 100′e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.
 
4-) Özel İletişim Vergileri
 
6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 39 uncu maddesinde düzenlenen ve 5228 Sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle kimi değişikliklere uğrayan "Özel İletişim Vergisi", aynı maddenin son fıkrası hükmünde yer alan "Bu vergi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider kaydedilmez ve hiçbir vergiden mahsup edilmez" hükmü çerçevesinde gelir vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.
 
Maliye Bakanlığı'nca 14.10.2005 tarihinde yayınlanan 19 no'lu Kurumlar Vergisi Sirkülerinin 4. bölümünde de aynı hususa yer verilmiş bulunmaktadır. Örneğin; Bir işyerine ait sabit hatlı bir telefona ilişkin faturada haberleşme giderinin 200,00 TL, özel iletişim vergisi tutarının 30,00 TL ve KDV tutarının ise 36,00 TL olduğu bir durumda vergi matrahının tespitinde gider olarak yazılabilecek tutar 200 TL olup 30,00 TL özel iletişim vergisi tutarı KKEG olacaktır. 
 
5-) Diğer Kanunlarda Yer Alan Hükümler
 
a.   Mükelleflerin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesapladıkları Katma Değer Vergisi ile indirilecek Katma Değer Vergisi'ni gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak indiremeyecekleri, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 58. maddesinde hüküm altına alınmıştır.
 
b. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu'nun 14. maddesinde, ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopter ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç olmak üzere, bu kanunun I, III ve IV sayılı tarifelerinde yer alan taşıtlardan alınan ( örneğin; otomobil, motosiklet, uçak, helikopter vb. ) motorlu taşıtlar vergisi ve cezalar ile gecikme zamları, gelir ve kurumlar vergileri matrahının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. ( II sayılı tarifede yer alan minibüs, panelvan, otobüs, kamyon, kamyonet vb. ait motorlu taşıtlar vergileri ise gider olarak kabul edilir. )
 
c.  Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 80. maddesinin üçüncü fıkrasına göre "SSK.'na ödenmeyen primler gelir ve kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider yazılamaz." Bu nedenle SGK. Primlerinin gider yazılabilmesi için bu primlerin tahakkuku yeterli olmayıp mutlak suretle fiilen ödenmiş olması gerekmektedir. Ancak, Aralık ayına ait primlerin kanuni süresi olan izleyen yılın ocak ayı içinde ödenmesi durumunda gelir ve kurumlar vergisi uygulaması açısından gider olarak kabul edilecektir.
 
d.  Kıdem tazminatları için ayrılan karşılıklar gider yazılamayacaktır. Kıdem tazminatı için karşılık ayrılması durumunda da bu tutar dönem matrahına ilave edilecek, sadece dönem içinde fiilen ödenen kıdem tazminatları gider yazılabilecektir.
 
6-) Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Niteliğinde Olan Diğer Giderler 
 
Gelir Vergisi Kanunu'nun 41. maddesinde sayılmamasına karşın, aşağıda sayılan bazı giderlerin ticari kazancın tespitinde hâsılattan indirilmesi mümkün değildir.
1. Çalınma, kaybolma ve dolandırıcılık nedenleriyle doğan zararlar,
2. Vadeli çekler için hesaplanan reeskontlar ile mevcut borç senetlerini reeskonta tabi tutmayıp, buna karşın alacak senetlerinin reeskonta tabi tutan kurumların hesapladıkları reeskontlar,
3. İşletmede çalışan personelin ölümü durumunda ailesi ve çocuklarına kanuni zorunluluk olmaksızın verilen yardımlar,
4. Vefat ilanları karşılığında verilen meblağlar ve çelenk masrafları,
5. Faaliyet konusuyla ilgili olsa da, kurulması veya kayıt olunmasında yasal bir zorunluluk bulunmayan, tamamen gönüllülük esasına dayanan dernek veya birliklere ödenen masrafa katılma payları,
6. Bir başka kişi veya kurum adına düzenlenmiş belgelere istinaden yapılan giderler,
7. Yasal olarak azami had belirlenmiş giderlerde belirlenen hadleri aşan kısım (azami oranının üzerindeki herhangi bir oranda ayrılan amortismanlar, Gelir Vergisi Kanunu'nun 40/8. maddesinde hüküm altına alınan haddin üstünde ödenen sendika aidatları vb.),
8. Kanunen yasaklanmış faaliyetlerin yapılmasından kaynaklanan giderler (Rüşvet, yasa dışı örgütlere yapılan bağış ve yardımlar vb.),
9.  Maliyet olarak dikkate alınması gereken harcamaların doğrudan gider yazılması,
10. Dönemsellik ilkesi gereği cari yıl haricindeki geçmiş veya gelecek yıllara ait giderler,
11. Siyasi partilere ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 14/6. maddesi kapsamına girmeyen diğer gerçek ve tüzel kişilere yapılan bağışlar,
12.Kanunlarda düzenlenen özel haller hariç olmak üzere belgelendirilemeyen giderler,
13.Nedeni bulunamayan sayım ve tesellüm noksanları,
14.Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenmemiş bulunan karşılıklar,
 
 
Genel olarak toparlamak gerekirse, ticari kazançtan indirimi kanunlarca uygun görülen veya görülmeyen giderlerin doğru tespit edilmesine bağlı olarak vergi matrahı oluşmaktadır.  
 
Ticari kazancın elde edilmesiyle ilgisiz, gider özelliklerine haiz olmayan, kazanç sağlamak amacıyla yapılmayan, kazancın elde edildiği dönemle alakalı olmayan,  işletmenin iş hacmi ile tutarsızlığı bulunan, işletme sahibi ve ortakları veya yöneticilerinin kusurlarından oluşan ödemeler, gider olarak indirim konusu yapılmamaktadır. Vergi Usul Kanunu açısından geçerli bir vesika ile tevsik edilemeyen ödemeler de kanunen kabul edilmeyen gider olup, Mali kar tespitinde ilave edilerek dikkate alınmalıdır.
 
Vergi hukukunda, tarh zamanaşımı süresi, vergiyi doğuran olayın doğumundan itibaren 5 yıldır. Bu süre içinde vergi incelemesi yapılabilmektedir. KKEG'lerin doğru tespit edilmesi ve Mali karın doğru hesaplanması vergi mevzuatı açısından çok önemlidir, çünkü ileride oluşacak denetim işlemlerinde cezai yaptırımla karşı karşıya kalınılabilecek ve bu durum işletme açısından mali açıdan ve kurumlar nezdinde olumsuz etki gösterecektir.

Murat YAMAN

http://muhasebeden.com/kanunen-kabul-edilmeyen-gider-hususu.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi