Facebook Takip edebilirsiniz

5 Ağustos 2014 Salı

Kar Dağıtımının Zararları (!)


Kar Dağıtımının Zararları (!)
 
Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru kasvetli bir gündü. Şirketin emektar muhasebecisi Şükrü Bey, yılsonu hesaplarını toparlamak için yine geç saatlere kadar çalışmıştı. Sigarasından son bir fırt çekip "Yahu kasa yine ne kadar çok şişmiş" diye kendi kendine söylendi. 
 
Ertesi sabah utana sıkıla patronları olan Orhan ve Burhan Beylerin karşına dikildi. Şirketten açıktan çekilen paralar yüzünden şirket kasasının yine şiştiğini, yılsonu kapanışında bu durumun maliyecilerin gözünden kaçmayacağını dilinin döndüğünce anlatmaya çalıştı. Patronlarının "Ne yapalım o zaman?" diye üstelemesi üzerine, çekinerek de olsa "%15 gelir vergisi stopajına katlanarak kar dağıtımı yapmaktan başka çaremiz kalmadı" cevabını verdi. 
 
Şirket içinde kuralcılığı ile bilinen Orhan Bey, "O zaman kar dağıtımı yapalım" dedi. Burhan Bey lafa karışarak "Durumu idare edelim abi, şimdi o kadar para cebimizden yok yere çıkacak" dedi. Ancak, Orhan Bey "Şimdi Devlet'le başımız belaya girmesin" deyince, Burhan Bey istemeyerek de olsa "Tamam o zaman gereğini yapalım" dedi. Şükrü Bey, odadan rahatlayarak çıktı.
 
Birkaç ay sonra Burhan Bey kahvaltıya oturduğunda, eline aldığı gazetenin manşetini görünce, ağzındaki lokma boğazına dizildi. Yine yeni vergi affı çıkıyordu! Telaşla tasarının içinde neler var diye baktığında, kasa fazlaları için %3 vergi ödenmesi halinde af getirileceğini gördü. Şirkette -bekleneceği üzere- öğleden sonra kıyametler koptu. Şirketin muhasebecisi Şükrü Bey, eli ayağına dolaşmış, "Ben nereden bilebilirdim ki!" diyerek patronlarına laf anlatmaya çalışırken renkten renge giriyordu.
 
İşin şakası bir yana, yukarıda bahsedilen bu durumu yürürlükte olan vergi mevzuatımız açısından değerlendirmeye çalışalım: Şirket ortaklarının işletmeden nakit çekmeleri ve bu tutarları şirket kasasında tutuyormuş gibi göstermeleri, şirketi söz konusu kaynakları kullanarak ekstra bir gelir elde etmekten mahrum bırakmakta ve ortaklara bu şekilde örtülü olarak kazanç aktarımında bulunmaktadır. 
 
Şirketlerin kasalarında çok yüksek tutarlarda nakit bulunması iktisadi ve teknik icaplara uymadığı gibi, bu durumun kesin mizan bildirimleri ile bilançolardan tespiti son derece kolaydır. Bu çerçevede işlem yapan mükellefler nezdinde cezalı tarhiyat yapılması yoluna gidilmesi gerekmektedir.
 
Ayrıca, daha birkaç yıl önce Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle, şirket ortaklarının kendi şirketlerinden borçlanmalarını kısıtlayacak yönde düzenlemeler yapılmıştır. Ancak şirket ortaklarının, şirketlerinin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu kabullenmelerinin ve şirket kasalarını kendi cepleri gibi görme eğiliminden vazgeçmelerinin daha uzun zaman alacağı anlaşılmaktadır. Yürürlükte olan vergi mevzuatımıza göre, şirket ortaklarının şirketlerinden borç para almaları, ancak emsaline göre faiz ödemeleri şartıyla mümkündür. Şirketlerinden borç para alıp, buna faiz hesaplamayan veya emsaline göre faiz hesaplamayan mükellefler nezdinde cezalı tarhiyat yapılması yoluna gidilmesi gerekmektedir.
 
Diğer taraftan, yürürlükte olan mevzuatımıza göre; kasada gösterilerek çekilen veya ortaklar tarafından borç alınan miktarlar, şirket öz sermayesinin bir parçası olup, ortaklar tarafından şirkete iadesi gerekir. Bu tutarların iade edilmemesi halinde, işletmede çekişten bahsedilecektir ki, bu durum normal bir işletmede ancak sermayenin azaltılması veya kar dağıtımı yoluyla mümkün olur. Mevzuatımıza göre; kar dağıtımı halinde %15 oranında gelir vergisi stopajı yapılmakta ve dağıtılan kar payının belli bir tutarı aşması halinde gelir vergisi beyanına dahil edilmesi gerekmektedir.
 
Ne yazık ki, kar dağıtımına uygulanan %15 stopaj oranı birçok mükellefimize çok yüksek gelmekte, bu nedenle yıl içerisindeki nakit ihtiyaçları için, işletmelerinden borç almakta veya çektikleri tutarları kasada gösterme yoluna gitmektedirler. Kar dağıtımı yaparak %15 stopaj yapan mükellefler varken; getirilen vergi affıyla, işletmeden açıktan çekilen paraların %3 ile affedilmesinin hakkaniyete ve eşitliğe uymayacağını düşünüyoruz.
 
Bu nedenle, söz konusu haksızlık ve eşitsizliği gidermek için; sadece geçtiğimiz ve bu yıla özgü olmak üzere de olsa, dağıtılacak kar paylarının %3 stopaja tabi tutulması ve yapılacak bu tevkifat tutarının gelir vergisi beyanıyla ilişkilendirilmeksizin nihai vergi olarak kabul edilmesi yönünde bir düzenleme yapılması yerinde olacaktır. Ayrıca, bir kısım mükellef işletmeden açıktan çekilen tutarları çeşitli avans hesaplarında gizleme yoluna gitmekte olup, bunların da kapsam dahiline alınması uygun olacaktır.​
Bülent Ak
http://www.kpmgvergi.com/Blog/Pages/FullBlog.aspx?article=306

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi