Facebook Takip edebilirsiniz

10 Haziran 2015 Çarşamba

Yeni Gelir İdaresi Özelgeleri (2015/13)

Yeni Gelir İdaresi Özelgeleri (2015/13)
Son zamanlarda verilen özelgelerden önemli bazılarının özeti aşağıda yer almaktadır.
1. Gelir Vergisi Kanunu
Değer artış kazancının tespitinde, elden çıkartılan taşınmazın ilk iktisap tarihi olarak hangi tarih esas alınır?
(28.04.2015 tarih ve 101 sayılı özelge)
Türk Medeni Kanunun 705. maddesine göre, taşınmaz mülkiyeti tapuya tescille kazanılmaktadır. Öte yandan, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, alıcı ve satıcının karşılıklı olarak satıcının taraflarca belirlenen bir bedel karşılığında taşınmazını vermek, alıcının da bu taşınmazı satın almak ve bedelini ödemek konusunda taahhüt beyanlarının alınması esasına dayanan bir ön akit çeşididir. Bu nedenle, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tek başına bir taşınmazın mülkiyet devrini sağlamaz. Buna göre, bir taşınmaza ilişkin mülkiyet hakkının kazanılmasında "iktisap tarihi" olarak, bu taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihin değil, ilgili taşınmazın tapuya tescil tarihinin esas alınması gerekir.
76 sayılı Gelir Vergisi Sirküleri'nin "Gayrimenkullerde İktisap Tarihinin Belirlenmesi" başlıklı bölümünde "Gayrimenkullerde iktisap, Türk Medeni Kanununun 705 inci maddesi uyarınca, tapuya tescille olmaktadır. Buna göre, kat karşılığı müteahhide veya kooperatiflere verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkuller dahil, iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılması halinde, değer artışı kazancının tespiti yönünden iktisap tarihi olarak, gayrimenkulün tapuya tescil edildiği tarih esas alınacaktır." denilmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre; elden çıkartılan taşınmaza ilişkin değer artış kazancının tespitinde taşınmazın iktisap tarihi olarak; söz konusu taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin akdedildiği tarihin değil, söz konusu arsanın tapuya tescil ettirildiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir.
2. Kurumlar Vergisi Kanunu
Yurtdışı inşaat işlerine ilişkin tahsil edilemeyen alacaklar ve bu alacaklara ilişkin olarak ortaya çıkan kur farkları için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir mi?
(23.03.2015 tarih ve 310 sayılı özelge)
Yurt dışında yapılan inşaat işi dolayısıyla elde edilen kazanç Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edildiğinden; söz konusu işe ilişkin alacakların tahsil edilemeyen kısmına ilişkin ayrılabilecek şüpheli alacak karşılığının istisna dışı kurum kazancından indirilmesi mümkün değildir.
Yurt dışı inşaat işiyle ilgili olarak doğan dövize bağlı alacağın dönem sonlarında değerlenmesinden doğan kur farklarının ise kambiyo kârı olarak dikkate alınarak kurum kazancına eklenmek suretiyle vergilendirilmiş olması ve diğer yasal koşulların bulunması halinde, söz konusu değerleme farkları için ilgili dönemlerde şüpheli alacak karşılığı ayrılması ve safi kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilmesi mümkündür.
Söz konusu alacağın tahsil edilmesi halinde, şüpheli alacak karşılığı ayrılarak kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınan değerleme farklarının kurum kazancına dahil edilmesi ve kurum kazancına dahil edilecek tutarın istisnaya konu edilememesi gerekmektedir.
3. Katma Değer Vergisi Kanunu
Adi Ortaklıkta hisse devri KDV'ye tabii midir?
(14.04.2015 tarih ve 668 sayılı özelge)
Mülga 25 seri no.lu KDV Genel Tebliğinin "C- Adi Ortaklıklarda Vergileme" başlıklı bölümünde; "Adi ortaklıklarda, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devri işlemleri katma değer vergisine tabi olmayacak, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuran devir işlemlerinde ise vergi uygulanacaktır. Buna göre, bir adi ortaklıkta, ortaklardan biri veya birkaçının hisselerini diğer ortaklara veya üçüncü şahıslara devretmesi, bu şekilde ortaklıktan bazı ortakların ayrılması veya ortaklığa yeni ortakların alınması halinde, mevcut adi ortaklık, ortak sayısındaki değişiklik dışında aynen devam ediyorsa, bu hisse devri işlemlerinde vergi uygulanmayacaktır." denilmiştir.
Buna göre, adi ortaklık halinde faaliyet gösterilmekte iken ortaklardanbir veya birkaçının hisselerinin ortaklık sona ermeyecek şekilde devri KDV'ye tabi olmayacaktır.
4. Damga Vergisi Kanunu
Yapım işine ait hakediş ödemeleri damga vergisi kesintisine tabi midir?
(12.03.2015 tarih ve 280 sayılı özelge)
Damga Vergisi Kanunu'na ekli (1) sayılı tablonun "I. Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin; "IV. Makbuzlar ve diğer kağıtlar" başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında ise, resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle, kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtların nispi damga vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, sözleşmeler ve sözleşme konusu işe ilişkin resmi dairelerin mal ve hizmet alımı karşılığı ödemelerinin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtlar ayrı ayrı damga vergisine konu teşkil etmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelde sayılan "Özel Bütçeli İdareler" arasında yer alan ve Damga Vergisi Kanunu'nun 8. maddesine göre resmi daire statüsünde bulunan kurum tarafından yapılan hakediş ödemeleri nedeniyle düzenlenen kağıtlar için Kanun'a ekli (1) sayılı tablonun IV/1-a bölümüne göre damga vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.
Serbest bölgede faaliyet gösteren firmanın vergi dairesine vereceği beyannameler damga vergisine tabi midir?
(15.04.2015 tarih ve 197 sayılı özelge)
Serbest Bölgeler Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 5810 sayılı Kanun'un 01.01.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7. maddesi ile değişik ikinci fıkrasının (c) bendinde, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtların damga vergisinden ve harçlardan müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna göre, frmaların serbest bölgelerdeki faaliyetleri ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlar damga vergisinden müstesna olup, bu kapsam ve sınırların dışındaki kağıtların anılan Kanun'un hükümlerinden yararlanması mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla, vergi dairelerine verilen beyannamelerin, firmanın sadece serbest bölgedeki faaliyetlerine ilişkin olarak düzenlenmiş olması şartıyla, 3218 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 01.01.2009 tarihinden Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar damga vergisinden müstesna tutulması gerekmektedir.
Belli para olarak teminat tutarı içeren elektrik enerjisi alım sözleşmesi için damga vergisi hesaplanır mı?
(06.04.2015 tarih ve 75497510-155[10-2013-67]-13 sayılı özelge)
Özelge talep formu eki "Enerji Alım/Satım Sözleşmesi"nin incelenmesinden, söz konusu sözleşmenin 5.i maddesinde, alıcı tarafından kullanılacak elektrik enerjisi miktarının ilgili mevzuata göre ölçüleceği; 6. maddesinde, sözleşme konusu elektrik enerjisinin aktif enerji birim fiyatının Ek:2'de belirtildiği; 11. maddesinde ödeme yükümlülüğünün garanti altına alınması için alıcının satıcıya türü, miktarı ve süresi Ek:2'de belirtilen teminatı sözleşmenin imza tarihinde vereceği; EK:2 Ticari Şartlar başlıklı kağıdın teminat başlıklı bölümünde, alıcının geçmiş dönemdeki ortalama aylık tüketimine karşılık gelen toplam fatura bedeli kadar teminatı satıcıya teslim edeceğine ilişkin taahhüde yer verildiği anlaşılmaktadır.
Damga Vergisi Kanunu'nun 10. maddesi hükmü çerçevesinde, "Enerji Alım/Satım Sözleşmesi" başlıklı kağıdın, alıcı tarafından sözleşme imza tarihinde satıcıya verileceği belirtilen sözleşmeye ekli EK:2 Ticari Şartlar başlıklı kağıtta yer alan teminat verilmesine ilişkin taahhüt tutarı üzerinden Kanun'a ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrası uyarınca nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Personel taşımacılığı sözleşmesinde, personel sayısından hareketle belli para hesaplanabilir mi?
(03.09.2014 tarih ve 2158 sayılı özelge)
Özelge talep formunun incelenmesinden, iki arasında personel taşımacılığı sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede kişi ve semtlere göre bedel değiştiğinden tutar yazılmadığı, bu nedenle maktu damga vergisi ödendiği belirtilerek söz konusu sözleşmenin damga vergisi hakkında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'a ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, 10. maddesinde damga vergisinin maktu veya nispi olarak alınacağı, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli paranın, maktu vergide kağıtların mahiyetlerinin esas olacağı, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, başvuruya konu sözleşmenin, taşınacak kişi sayısı, vardiya sayısı ve kişi başı ücrete göre hesaplanacak matrah üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
5. Vergi Usul Kanunu
Satın alınan şirket hisselerine yapılan ödemelerin, kayıtlı değerinin üzerinde olan kısmı şerefiye olarak değerlendirilebilir mi?
(26.03.2015 tarih ve 538 sayılı özelge)
Peştemallık uygulamada, şerefiye veya hava parası olarak da adlandırılmakta olup, bir ticari işletmenin bir başkasına devir ve temliki sırasında aktifinde bulunan iktisadi kıymetlerin gerçek değerinden başka; işletmenin bulunduğu yerin önemi, piyasada tutmuş olduğu şöhret ve itibar, müşteri kitlesinin genişliği, faaliyet gösterdiği sektörde monopol olması gibi nedenlerden dolayı bilanço değerlerine ilave olarak sahip olunan değeri ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile peştemallık, bir işletme devralınırken katlanılan maliyet ile söz konusu işletmenin rayiç bedelle hesaplanan net varlıklarının değeri arasındaki olumlu farktır.
Diğer taraftan, 1 no.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin "24. Mali Duran Varlıklar" ana hesabının altında yer alan "242. İştirakler" hesabı; işletmenin, doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak, kârlı bir şirkete yatırım yaparak kendi karlılığını artırmak gibi amaçlarla edindiği hisse senetleri ve ortaklık paylarının izlendiği hesaptır.
İştirak edilen ortaklıklarda iştirak ilişkisinden bahsedebilmek için sermaye payı dikkate alınmaksızın sahip olunan oy hakkı veya yönetime katılma hakkının en az % 10 oranında bulunması gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre, sermaye tutarı ... TL olan iştirak hisselerinin ... TL ödeme karşılığında iktisap edilmesi halinde söz konusu iştirak hisselerinin alış bedeli ile değerlenmesi gerekmekte olup ödeme tutarı ile şirketiniz hissesine düşen sermaye tutarı arasındaki farkın şerefiye olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Hakedişe tabi hizmet sözleşmelerinde fatura düzenlenme süresi nedir?
(31.03.2015 tarih ve 371 sayılı özelge)
Gerek kâğıt ortamında gerekse elektronik ortamda düzenlenecek hakediş bedelleri karşılığı faturanın, hakedişin tahakkuk ettiğini belgeleyen kabul tutanağının düzenlendiği yani hakediş raporunun onaylandığı tarihten itibaren yedi gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu yedi günlük süre azami süre olduğundan, bu süreye riayet edilmemesi halinde Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen cezalar uygulanacaktır.
Cari hesaba mahsuben yapılan fazla ödemenin şüpheli alacak karşılığı ayırmak suretiyle giderleştirilmesi mümkün müdür?
(22.04.2015 tarih ve 11212 sayılı özelge)
Aralarında sürekli iş ilişkisi bulunan şirketler bazan alacaklı, bazan da borçlu duruma gelirler. Bunlardan her birinin alacaklı olduğu zaman alacağının, borçlu olduğu zaman da karşı tarafın, borcun ödenmesini talep etmesi uygun ve pratik bir yol olmadığından, bu güçlükleri önlemek için uygulamada "Cari Hesap" diye adlandırılan bir kayıt ve mahsup sistemi geliştirilmiştir. Karşılıklı alacak ve borçların böyle bir hesaba geçirilmesine ilişkin sözleşmeye "Cari Hesap Sözleşmesi" denir. Buna göre, sürekli ticari ilişkide bulunan kimseler, alacaklarını ayrı ayrı istemek yerine, bunları alacak ve borç kalemleri halinde bir hesaba geçirmeyi ve daha sonra kararlaştırılan bir zamanda mahsup ederek sadece net bakiyeyi ödemeyi kararlaştırırlar. Mükellefler arasındaki ticari nitelikli olan cari hesaplar karşılıklı olarak mahsuplaşma yoluyla kapatılmakla beraber bazı durumlarda cari hesaplar kapatılamamaktadır. Cari hesapların kapatılamadığı durumlarda şirketlerden biri diğerine borçlu duruma düşmektedir.
Öte yandan, ileride yapılacak mal ve hizmet alımları için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve bu tür ödemelerin Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesinde belirtilen şartları haiz olması halinde, bu ödemelerin tahsil edilemediği durumlarda karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.
Bu açıklamalara göre, müşterilerle olan cari hesaplara yapılan avans mahiyetindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapıldığı anlaşıldığı takdirde, ticari bir alacak niteliği kazanan bu tür ödemeler için Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesinde belirtilen diğer şartların da sağlanması halinde, bu alacaklar için icra takibine başlanılan veya dava açılan yıl karşılık ayırmak mümkündür.
Ödenen avansların sözleşme şartlarının tek taraflı olarak yerine getirilmemesi nedeniyle geri alınamadığı durumlarda, bu alacaklar değersiz veya şüpheli alacak olarak değerlendirilebilir mi?
(06.04.2015 tarih ve 627 sayılı özelge)
İleride teslim alınacak bir hizmet için sipariş avansı niteliğindeki ödemelerin ticari faaliyetin devamı için yapılması ve bu tür ödemelerin Vergi Usul Kanunu'nun 323. maddesinde belirtilen şartları haiz olması halinde, bu ödemelerin tahsil edilemediği durumlarda karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.
Buna göre, ticari faaliyetin devamı için verilen sipariş avanslarının;
- 323. maddede yer alan şartlar yerine getirilmediği durumda şüpheli ticari alacak olarak zarar kaydı,
- Tek taraflı irade beyanını ile alınmasından vazgeçilmesi halinde de değersiz alacak olarak zarar kaydı
mümkün değildir.
Adi Ortaklıkta hisse devrinde belge düzeni ve vergi kimlik numarası uygulaması nasıldır?
(14.04.2015 tarih ve 668 sayılı özelge)
Adi ortaklığa ait hisse devri dolayısıyla elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80. maddesi kapsamında değer artış kazancı olarak vergilendirilmesi gerektiğinden ve adi ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan ortaklık hissesinin devri KDV'ye tabi olmadığından bu işlemler için fatura düzenlemesine de gerek bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, bir adi ortaklıkta ortaklardan biri veya birkaçının hisselerini diğer ortak veya ortaklara devretmesi, bu şekilde ortaklıktan ayrılması veya ortaklığa yeni ortakların alınması halinde, mevcut adi ortaklık, ortak sayısındaki değişiklik dışında aynen devam ediyorsa, bu hisse devri işlemleri ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmamaktadır.
Buna göre, vergi kimlik numarası sürekli olarak kullanılacağından, mükellefe (adi ortaklıklarda ortak değişikliğine) ilişkin bilgilerdeki değişikliğin mükellefiyete etkisi olmayacağından, ortaklık adına vergi numarası verilmesinde esas alınan ortağın ortaklıktan ayrılması durumunda da adi ortaklığın vergi kimlik numarasında herhangi bir değişiklik olmayacaktır.
6. Diğer Vergi Kanunları
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında yapılan finansal kiralama sözleşmesi süresi sona ermeden tapuda yapılacak tescil işleminden harç aranılır mı?
(28.05.2015 Tarih ve 76071283-140-57[2015-1]-12 Sayılı özelge)
Harçlar Kanunu'nun 57. maddesinde, "Tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 37. maddesinde;
"(1) Finansal kiralama sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin devrine ve tadiline ilişkin kağıtlar ile bunların teminatı amacıyla düzenlenen kağıtlar damga vergisinden, bu kağıtlarla ilgili yapılacak işlemler harçtan müstesnadır.
(2) Satıp geri kiralama yöntemi ile yapılan kiralama sözleşmeleri kapsamında kiralanan taşınmazların sözleşme süresi sonunda kiracı adına tapuya tescili tapu harcından müstesnadır" hükmü yer almaktadır.
Buna göre, finansal kiralama sözleşmesinin 'Özel Şartlar' başlıklı ekinde yer alan 'Diğer Koşullar' bölümünde belirtilen şartlar gerçekleşmiş olsa bile, kiralama konusu taşınmazın, sözleşme süresi sona ermeden şirket adına tapuda yapılacak devir işleminin yukarıda açıklanan istisna hükmü kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamakta olup, sözleşme süresi sona ermeden tapuda yapılacak söz konusu tescil işlemi nedeniyle 492 sayılı Kanun'a bağlı (4) sayılı tarifenin I/20/(a) fıkrasına göre harç aranılması gerekmektedir.
Yukarıda özetlenen özelgeler ile diğer çok sayıda özelgenin tam metnine www.gelirler.gov.tr internet adresinin mevzuat bölümünden ulaşabilirsiniz.
http://www.ozdogrular.com/content/view/27913/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder